Merhaba! Ben Gökçen Gökçe;

Turizmci olmam sebebi ile ; Mitoloji eşliğinde kendimce yorumladığım yurtdışı deneyimlerim, farklı kültürlerin grift yapıları , sosyo-kültürel yapılar ve kadersel süreçler yaşayan toplum yada kişiler arasındaki gözlemlerim , babamın bir kimyager oluşu, küçükken onunla yaptığımız deneylerde bilinmeyenlerin ortaya çıkışında duyduğum mutluluk duygusu ile başladığım bu yolculukta, Astrolojinin gözlem, hesaplar, birçok kişisel ve toplumsal deneyim arasındaki korelasyon olduğunu ve gökyüzünün bu yolculukta epigenetik kodlar ile bize aktarılan enerjiyi yorumlama sanatı olduğunu fark ettim. Yaşam içindeki her zerrenin bu düzen içindeki yer durum ve konumunun muzzam bir koordinatta sistemsel bir yapısı ve bağı olduğunu , ve bu koordinatlara ulaşabilmek için prizmaya giren bir ışığın sonrasında diğer düzlemlere renk yansımaları yaratması gibi, zihnimize maddi manevi birçok deneyim ile giren ışığın, etrafımıza rengarenk bir yansıma yapabildikçe mümkün olduğunu keşfettim.

Yani ;  neden dünya planında burada olduğumuzu düşünürken ve hayatın güncel akışına uyumlanırken, sorgulamalarımıza renk, derinlik ve farkındalık neden katmayalım ki!

Duruşumuzda ve başkalarının da duruşlarını anlamasında yardımcı olmamızı sağlayan gökyüzü aritmetiğinin; birçok deneyim ile harmanlanması, bakış açımızdaki sınırları aşmak, Gökyüzüne Gök’çe bakış sizce de heyecan verici değil mi?

Türkiye’ de; “Troy Akademi” ve Zafer Özyiğit ile başladığım Akademik anlamdaki Astroloji Eğitimlerime; Hollanda ve İtalyada’ ki üniversitelerin düzenlemiş olduğu; Astronomi ve Astroloji konferanslarına katılarak bütüncül bir bilinçle bakmaya çalıştım. Psikolojiyi ve sosyolojiyi anlamak bilinçaltını yorumlayabilmek  adına Değerli Hocam Antalya Ruhbilim Okulu kurucusu “Dr. Murat Kemaloğlu” ve kitapları benim için derinlik katan değerli kaynaklardır. Rüya Atölyeleri gibi birçok profesyonel çalışmaya kendisi hala devam etmekte ve bizlere Tıbbi Okült bilgiler ve Psikoloji, Psikoterapi adına eşsiz kaynaklar bırakmaktadır.

Son olarak;  Carl Gustav Jung’un şu sözlerini eklemek isterim;

“Göklerdeki yıldızlı kubbe, kozmik yansımanın kapağı açık bir kitabıdır. Buraya, mitolojemler, yani arketipler yansır. Burada, kollektif bilinçsizliğin psikolojisinin iki temel etmeni, astroloji ve simya, elele tutuşurlar.” – C.G. Jung

“Modern bilim, Astroloji ile başlar. Eskiden, insanın psikolojik motivasyonlara göre hareket ettiğini değil, yıldızlarının kendisini yönlendirdiğini söylerlerdi (…) İlginç olan, astrolojik ve psikolojik gerçeklerin arasında merak uyandıran bir bağ bulunması ve kişinin de, belli bir zamanın karakteristik özelliklerini çıkarım yoluyla bulabilmesidir. Bu durumda, psikolojik motivasyonların, bir şekilde yıldız konumlanmalarıyla bağlantılı olduğu kabul etmek zorundayız. Bunu bir anda açık biçimde göstermek ve insanların gözlemlemesini sağlamak mümkün olmadığından, alışılmamış bir hipotez oluşturmamız gerekir. Bu hipotez, psişemizin dinamiklerinin yıldızların konumlanmalarıyla veya titreşimlerle alakalı olmadığını öne sürer. Burada önemli olan, zaman fenomenidir (…) Yıldızlar, insanlar tarafından, sadece zamanın işaretleri olarak kullanılmaktadırlar. – C.G. Jung, 1929”

Bu bilgiler eşliğinde;

Amacım, astroloji aracılığıyla insanlara kendilerini daha iyi tanımalarına ve hayatlarının çeşitli alanlarında rehberlik edebilmelerine yardımcı olmaktır. Her insanın doğum haritasında kendine özgü bir yol haritası bulunduğuna inanıyorum ve bu haritanın yorumlanmasıyla kişisel farkındalığı artırmanın mümkün olduğunu düşünüyorum.